Salman Rushdie adı herkes gibi bende de Şeytan Ayetleri'nden öte bir çağrışım yapmıyordu. Ta ki sevgili Windrider sayesinde Geceyarısı Çocukları'nı okuyana kadar. Bu roman sayesinde yazarın kendi yaşamından yola çıkarak Hindistan-Pakistan-Bangladeş üçlemesindeki tarihi de yoğun olarak işlemesi hem yazar hem de bu bölge ile ilgili insandaki bütün soru işaretlerini silip götürüyor.Ve tabi ki Rushdie'nin
Humeyni fetvasıyla aranan bir yazar diye bilinmekten çok daha öte olduğunu da ortaya koyuyor..
Uzun bir roman olsa da aslında gene de tek bir kitaba sığdırılamayacak kadar derin bir anlatıma sahip Geceyarısı Çocukları. Adı da tıpkı romanda geçen birçok ayrıntı gibi bir simge aslında. Hindistan'ın İngiltere'den bağımsızlığını ilan ettiği günün geceyarısında doğan roman kahramanımız Salim Sina ve onun yüzlerce arkadaşının sahip olduğu doğa üstü güçlerle örülü bir ülkenin hikayesi gibi. Oysa alakası bile yok.
Hatta bana kalırsa o gün doğan çocuk sayısı ile yetişkinliğe eren çocukların sayısı nufüs patlamasına karşın dünyada en çok bebek ölümlerini ironik biçimde barındıran bir ülkenin istatistiğini ortaya koyuyor. Zira bugün nüfusu birmilyar ikiyüzmilyon civarındaki Hindistan daha yarım asır önce yediyüz milyonlarda geziyordu. Bölgedeki yoğun fakir kesime karşın sosyo-ekonomik durumu oldukça iyi bir ailenin üç nesillik hayatı aynı zamanda gittikçe parçalara yani ülkere bölünen ana karanın birebir temsili.
İngiltere'de tıp eğitimi almış bir büyük baba. Onun zengin ama bağnaz ve inatçı karısı. Biri kaybettiği aşkın acısını içindeki kine dönüştürüp Pakistan'a giden diğeri kocasına olan aşkını ana-babasınınkinden habersiz aynı saf yöntemle yaşamaya çalışan doğuştan esmer tenli bahtsız, en küçükleri daha onbeş yaşında askeri üniformaya gönlünü kaptırıp ileride Pakistan'ın bugüne kadar eksik olmayacak askeri darbelerden ilkinin mimarı müstekbal kocasına yanık üç kız evlat. Biri Bollywood'un önde gelen komünist sinema yapımcısı ( yasak olan öpüşme sahnesine yeni bir boyut kazandıran ) ve diğeri hayattaki ezikliğinin acısını birey olmalarının bile önüne geçecek kadar eziyetle yansıttıkları çocuklara sahip iki erkek evlat.Ya da genel bir Hindistan portresi..
Herşeyi kendi subjektij bakış açısıyla bizimle paylaşan Salim Sina her ne kadar kendi hayat hikayesi diye anlatsa da aslında kendisini geri plana kasten kaçırıyor. Üstelik hem kendisi hem de aile bireyleri Hindistan'ın en önemli olaylarında farkında olmadan rol almış olsalar da ( tabi gene simgesel ).Dolayısıyla siz romanı okurken ana kahramanın anlatımındaki esas aktarılmak istenenle daha çok ilgileniyorsunuz. Birçok olay ve yan karakterin yanı sıra salt bir Indra Gandhi nefretinin açıkça ortaya konmasının ardındaki gerçekleri ise ne yazık ki bu tarihe uzak kişilikler olarak güçlükle kavrayabiliyorsunuz.
Belki de bu kitabı okumadan önce yarım adanın son yüzyıldaki tarihini gözden geçirmek kitabın iyi bir roman olmaktan çok daha öte zenginliğini görebilmemizi sağlayacaktır.
Dikkatinizi tamamen kitaba verdiğinizde çekirge yeşili tonunda çatninin tadına kadar hissedebileceğiniz çok güzel bir roman Geceyarısı Çocukları. Kitap aynı zamanda yazarın diğer romanları hakkında insanı meraka düşüren bir sanat gücüne sahip olması nedeniyle muhtemel Salman Rushdie önyargılarınızdan da sizi arındıracaktır.
0 yorum:
Yorum Gönder